Gündem

Her okuyuş “yeni” okuyuştur Dostoyevski’yi!

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (11 Kasım 1821 – 9 Şubat 1881) hem manevi hem de maddi ilişkilerdeki değişimin romancısıdır. Hayatı o kadar olağanüstü ve şok edici ki, insan bunun bir kurgu olduğunu düşünüyor. Böyle bir şeyin olamayacağını düşündürüyor.

Dostoyevski’nin Petraşevski entelektüel topluluğuna katıldığı dönem, herkesçe bilinen bir kırılma noktasıdır, ancak bir tekrar yeridir:

Petrashevsky entelektüel topluluğunda güzel edebiyatın sorunları, Rus halkının, dünyanın sorunları tartışılıyor. Makaleler okunur… Dostoyevski bir toplantıda Belinsky’nin Gogol hakkında yazdığı bir makaleyi okur. Çar I. Nikola dönemidir. Aralarında bir casus vardır ve bunun farkında değildirler.

YAZILI İNFAZ, ATIŞ CEZAEVİ!

Kısa bir süre sonra, Çar’ın polis gücü aydınları evlerinden toplar. Ölüm cezasına çarptırılan Dostoyevski, Çar Nikola’nın son anda kararı sürgüne çevirmesiyle infazdan kıl payı kurtuldu. Daha doğrusu, yaygın bilgiye göre, idam ortamı, Çar tarafından ders olması için kurulmuş bir mizansendi.

Gözaltına alındıkları yerde idama mahkum edildikleri açıklandı. Vurulacakları bölgeye götürülür ve kazıklara bağlanırlar. Dostoyevski ikinci gruptadır. Gözleri kapalı. Silahların mekanizma sesleri duyulur…

‘ÖLÜLERİN EVİNDEN ANILAR’

Bir süre sonra Çar’ın onları affettiği ve cezalarını ağır çalışmaya çevirdiği bildiriliyor. Bu ortamda bir mahkûm aklını yitirir… Ve Sibirya’da yıllarca ağır çalışma başlar. Ama hangi yıllar?

Bu, Dostoyevski’nin eserlerinde her zaman ağırlığın ve yükün hissedileceği bir dönemdir. Ölüler Evi’nden Hatıralar (Türkiye İş Bankası Kültür Yay.) bu dönemden doğduğu için ölüm cezası ve suç ile ceza arasındaki ilişkiye dair sorular hemen hemen tüm eserlerine nüfuz eder. Bu yönüyle Idiot da özel ve yoğun bir kitap.

‘İNSAN’

İlk romanı İnsancıklar (İletisim Yay.) harflere dayalıdır ve anlatılmaz, dalgalı, anlatılmaz aşk, şefkat, merhamet, acıma, erdem konularını ele alır. Dönemin ünlü eleştirmeni Belinski, İnsancıklar’ı övüyor.

Sibirya döneminden öncedir. Zincirlerle, zincirlerle, pislik ve zulüm içinde geçen dört yıl… Dayaklara, ölüme, hastalıklara ve tarifsiz işkencelere tanık olmak… Yasak nedeniyle İncil’den başka kitap okuyamamanın verdiği açlık… Mecburi askerlik yılları… Onun hayırla, güzellikle, bollukla buluşması mümkün değil. Cezası bittiğinde Dostoyevski bambaşka bir insan oluyor. Rus halkının kötülüğünü ve yok edilemez parlaklığını tanıdı ve anladı. İnsanlarını insan manzaraları aracılığıyla öğrendi.

‘YERALTIDAN NOTLAR’, ‘Suç ve Ceza’

Yeraltından Notlar (İletişim Yayını) dünya edebiyatının başyapıtlarından biri olarak kabul edilir. İnce çalışmasında evrensel insanlığın sorularını sormuş, yerleşik çürümüş değerleri ve ahlaki anlayışı yerle bir etmiştir.

Suç ve Ceza Analizi (Can Yay.) günümüzde de devam eden bir başyapıttır. Zavallı üniversite öğrencisi Raskolnikov, ağır bir entelektüel sorun yaşıyor.

Sömürenler, asalaklar, kan emiciler zengin olanaklar içinde yüzerken neden iyilik ve doğruluk için yaşayanlar yoksunlukla boğuşuyor?

Büyük hareketleri başarıyla yürütenler şiddete ve katliamlara başvurdular ama yaptıklarından dolayı yargılanamazlar.

Tarihin önde gelen şahsiyetleri bir anlamda şiddet tekelini elde etmektedirler. Büyük amaçlarla ilgili…

Raskolnikov, tefeciyi, rehinci kadını ve o anda toprağa giren tefecinin kardeşini baltayla öldürür. Polis hiçbir delil bulamazken vicdanıyla ve sorularıyla boğuşarak kendine ihanet eder.

Kürek çekmeye mahkum edilir. Çaresizlikten vücudunu satan bir kadın tarafından birbirlerine bağlanırlar; Raskolnikov ile yalnız, soğuk şehre gider…

‘KARAMAZOV KARDEŞLER’

Dostoyevski insanı her zaman hareket halindedir ve duygu değişimi içindedir. Neredeyse kesintisiz yaşanan diyalektik bir süreçtir.

Büyük sorular sorunları doğurur. Ancak ne yazarın ne de zaman zaman düşüncelerini dile getirdiği kişilerin kesin cevapları yoktur.

Eserlerin özgünlüğü, özgünlüğü ve derin yapısı bundan ve söz konusu operasyonun dayandığı üsluptan kaynaklanmaktadır.

“Tanrı var mı?” Karamazov Kardeşlerin (Can Yay.) ahlaksız babası Fyodor Pavloviç’e soruyor. Oğlu İvan, “Tanrı yok” diye cevap verir. Aslında Ivan’ın cevabı bununla sınırlı değil.

Bir şiir yazdığını ve sonunda iyiliğin şiddetine inandırıcı bir şekilde Alyoşa’ya okuduğunu söylüyor. Şiirin adı ‘Büyük Engizisyoncu’dur. Dünya edebiyatının en önemli metinlerinden biri olacak.

Dostoyevski, aydının temsilcisi İvan’ın oğlu İvan’a anlattığı düşünceye göre, Katolik Hıristiyanlığın Hz.

O İsa’yla birlikte, İsa’yı seviyor. Ancak Ortodoks Hristiyanlık ve Çarlık ile bir sorunu yoktur. Ortodoksluğu Rus kimliğiyle birleştirir ve insanlığın ve Rusya’nın geleceği için bu güçten umutludur.

LIYA GLAZUNOV’un çizimi

DOSTOYEVSKİ İNSANLARI!

Dünya roman sanatının zirvelerinden biri olarak kabul edilen Karamazov Kardeşler’de de görüldüğü gibi, Dostoyevski’nin yoğun sembolik kişilikleri, “gömülü metinler” aracılığıyla çok boyutlu ve çok katmanlı bir edebi zenginliği yansıtmaktadır.

Erdemli, bağnaz, çıkarcı din adamları… Ezilen, acı içinde kavrulan köy kadınları… Pişmanlık çeken aydınlar… Zalim, sadist insanların hedefi olan hayvanlar… Çaresiz hastalıklara yakalanmış çocuklar.. Yoksullar, aşağılanmışlar…

Netochka Nezvanova devre arasında bile çok etkili. Kemancı tutkulu bir baba ama sevecen bir yanı var… Acılı, duyarlı bir anne… Erken ölümleri, küçük kızlarının tanıklığı… Beraber büyüdüğü Katya’ya olan olağanüstü aşkı, bir anda ayrılık… Katya’nın hasta kız kardeşiyle geçirdiği aşk dolu yıllar…

‘SONSUZ BÜYÜK’

Müziğe de kısa bir bölümünde yer veren Ebedi Koca (İmge Yayınevi), okuyucuya Dostoyevski’nin dünyasını tam anlamıyla sunuyor. Harika bir atmosfer, anlatım…

Çocuk Liza’nın ölümü kalbini incitiyor. Aleksey Ivanovich Velchaninov ve Pavel Pavlovich Trusotsky arasındaki gergin ve çelişkili ilişki kıskançlıkla açıklanamaz.

Trusotski’nin ruhsal yapısı gelgitler, “inişler”, kısa süreli acıma, “iyilik” duygularından oluşur.

Dostoyevski evreni kapalı, karanlık. Şehirler, atıfta bulunulan arka plandır. Odalar, insanlar, insanlar… Sürekli hareket, tartışma, kaygı… Bu büyük eserler bugün bile “tüketilecek” gibi değil. Her okuma Dostoyevski’nin “yeni” bir okumasıdır.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu