Gündem

Babacan: İçler acısı bir durum, bir an önce…

Babacan’ın konuşmalarından öne çıkanlar şöyle:

“HER SEKTÖRÜ KENDİ SİTESİNDE GÖRMEK İÇİN HER SEKTÖRÜ BİLMEK ZORUNDASIN”

“Bugün Zonguldak’tayız. Kömür madenindeyiz. Şu anda ülkemizin gerçekten önemli ve nadide hazinelerinden birinin içindeyiz. Türkiye; Doğal kaynaklar, madenler ve özellikle kömür madenleri açısından oldukça zengin bir ülkedir. Bu kaynakları ne kadar verimli ve ne kadar verimli kullanabilirsek, ülkemiz ekonomisine o kadar faydalı olacaktır.

Unutmayalım ki topraktan çıkardığımız her kilo metal ithalatın azalmasına eşittir. Ülke ekonomisi ve ülkemizin genel makro dengeleri açısından en önemli sektörlerden birindeyiz. Kömür madenindeyiz. Kömür madenindeyiz.

Tabii, bu zor bir iş. Kalbini vermelisin. Bu işi yapan şirketin sahipleri ve ortakları birkaç nesildir bu işi yapıyor. Ve konuştuğumuz, sohbet ettiğimiz tüm maden işçilerimiz birkaç nesildir bu işi yapıyor. Bu da ancak gönül vererek elde edilebilir. Bu ancak dededen oğula, oğuldan toruna geçen bir birikimle mümkündür.

‘HER ŞEY KURAL VE KİTAP UYGUN OLARAK YAPILMALI’

Madencilerimiz bizim için çok değerlidir. Bu işte hem operatörlerimizin hem de çalışanlarımızın hayatını kolaylaştıracak adımların atılması mutlaka gereklidir. Türkiye’de madencilik faaliyetleri ile ilgili izin ve ruhsatlar gerçekten zor bir alandır. Karışık bir alandır. Çok açık bir yürüyüş alanı değil. Yatırımcılarımızla konuştuğumuzda her zaman sorunlarını ve şikayetlerini dile getiriyorlar.

Ancak öte yandan çalışanlar ve iş sağlığı ve güvenliği açısından çok ciddiye alınması gereken bir alandır. İş sağlığı ve güvenliği açısından en ufak bir tedbirsizlik olmamalıdır. Her şey kurallara ve kitaba göre yapılmalıdır.

Zor koşullar. Az önce arkadaşlarımızla ziyaret ettik, gördük. Hangi konu olursa olsun, hangi sektör olursa olsun, karar verirken mutlaka o sektörü iyi bilmek gerekir, iyi bilmek gerekir. Ankara’da kapalı bürolarda, kapalı bürolarda bunlar olmuyor. Mutlaka her sektörü kendi yerinde görmek ve tanımak gerekir.

Bugünkü Zonguldak ziyaretimiz sırasında bu madencilik programı bizim için gerçekten değerli ve önemliydi. Gelecekte kömür madenciliği ve madenciliği ile bu sektörde çalışan vatandaşlarımızın çalışma ve yaşam koşulları hakkında kararlar alırken, programlarımızı ve planlarımızı oluştururken ve uygularken yerinde gördüğümüz ve gözlemlediğimiz tablo çok faydalı olacaktır. kararlar.

‘MADENCİLİK üzerine çalışılması gereken konular var’

Elbette ülkemizin çok kıymetli yeraltı zenginlikleri var. Elbette bu zenginliklerden nasıl daha fazla yararlanabiliriz? Devlet ve özellikle özel sektör bu işe nasıl daha fazla dahil olabilir? Nasıl daha fazla yatırım yapılır? Onların işini nasıl kolaylaştırabiliriz? Bu gerçekten üzerinde çalışılması gereken önemli bir alandır. Önemli olan, bir yandan ülkemizin değerini nasıl zemine yükseltebiliriz, diğer yandan bunu daha verimli nasıl yapabiliriz?

Bunu maliyet etkin bir şekilde nasıl yapabiliriz? Bütün bunlar çok dikkatli bir şekilde incelenmelidir. Şüphesiz burada devletin düzenleyici kurulu vardır. Denetleyici rolü vardır. Devlet kısmen bu üretime katılmaktadır. Ama özel sektör nasıl daha fazla döşenebilir? Özel sektör bu işlere nasıl daha fazla girebilir? Toplamda üretim kapasitesi sonuçta hedefimiz bu, üretimi nasıl arttırabiliriz? Bunların hepsi üzerinde çalışılması gereken konular.

Bu zor şartlar altında burada görev yapan tüm dostlarıma ve tüm vatandaşlarımıza tekrardan başarılar diliyorum. Bu işletmenin tüm sorumluluğunu üstlenen tüm maden işçilerimize ve işletmecilerimize Allah’tan kolaylıklar diler, bu vesileyle bu kömür madeninden tüm Zonguldaklılara ve Türkiye’ye en içten selamlarımı iletirim.

“YATAK ODALARINI MADEN GİRER GİBİ GÖRÜYORUZ”

Şu anda sosyal medyada dolaşan yurt resimlerine ve yurt odalarına baktığımızda; Aslında maalesef yatakhane odalarını bu kadar küçük alanlardan bir madene girmiş gibi görüyoruz. Bunlar çok yüksek rakamlara kiralanıyor. Şu anda öğrencilerimizin özellikle de üniversite öğrencilerimizin en önemli sorun alanı yurt.

Türkiye’de geçen yıldan bu yıla kiralarda şimdiden çok ciddi bir artış oldu. Kiralama pazarı çok büyüdü. Gittiğimiz şehirlerde kaç öğrenci yanımıza gelip “Üniversiteyi kazandık ama ailemizin bizi o şehre gönderecek parası yok” dedi. Yurt veya daire kiralama imkanımız yok. Ailelerimizin bize harçlık verecek durumu yok. Dolayısıyla bu yıl üniversite sınavını geçmesine rağmen maddi imkânsızlıklar, yüksek yurt fiyatları ve zor yaşam koşulları nedeniyle okula gidemeyen çok sayıda öğrencimiz olacak gibi görünüyor.

“ATIK DURDURUN, GENÇLER İÇİN ÇÖZÜM ÜRETİN”

Gerçekten üzücü bir durum. Bu Türkiye için iyi değil. Türkiye 84 milyon nüfusuyla gurur duyması gereken bir ülke, genç nüfusuyla gurur duyması gereken bir ülke ama üniversiteyi kazanıp büyük şehirlerde bu puanları alan gençlerimiz maddi imkansızlıklar nedeniyle okuyamıyor. ya da yurt sorunları, okula gitmekten vazgeçmek ya da çok zor koşullarda hayatını kaybetmek. Devam etmeleri bizi gerçekten üzüyor. Bize zarar veriyor.

Bir an önce israfı durdurmalı, mümkün olduğu kadar çok fırsatı öğrenciler ve gençler için bir an önce harekete geçirmeli. Gerçekten çok fazla israf var, çok fazla lüks harcama var. Bu kadar savurgan ve lüks harcamalar varken, bu kaynaklar azaltılıp tasarruf edilmeli ve bu kaynaklar en önemli konu olan eğitime ve öğrencilerimize yönlendirilmelidir.”

Son olarak Amerika’da açılan Türk evi ile ilgili görüşlerini de dile getiren DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı:

“TÜRKEVİ AMERİKA’DA AÇILIŞI DESTEKLEDİĞİMİZ PROJEDİR”

“Türkiye’nin doğal konumu olarak Amerika Birleşik Devletleri’nde açılan Birleşmiş Milletler Binası’nın tam karşısında prestijli bir bina ve ben dışişleri bakanıyken o binaya katkıda bulundum. O binanın imar hakkı kısıtlanınca, Türkiye Cumhuriyeti olarak benim dış işlerim döneminde yan komşumuz bir lokanta aldık ve o lokantanın çok ciddi imar hakkı vardı. Ek imar hakkı ile birlikte o restoranda güzel bir çalışma ortaya çıktı. Tabii ki, maliyeti nedir, ne kadar tutar bilmiyorum.

“MİLLETİMİZE GÖSTERMEK YANLIŞTIR”

Zamanı gelince hepsine bakılır ama ülkemiz için bir prestijdir. Birleşmiş Milletler Binası karşısında bir Türkevi hakkının bulunması ve Türkiye Cumhuriyeti’ne ait bir mülkün varlığı tüm dünya için değerlidir. Ülkenin itibarından bahsediyorsak, bence bu bir itibar projesi ama içeride lüks harcama, bu şatafat adeta kendi milletimize karşı gösteriş yapıyor; kompleksler, lüks uçaklar, 100 konvoylu araçlar… Yani milletimizi gösterecek harcamalar tamamen yanlıştır. Kime söylüyorsun? Kimin parasıyla hava atıyorsun? Ama yurtdışında yapılan böyle bir çalışma ülkemiz için bir itibardır. Desteklediğimiz bir proje” dedi.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu