Gündem

Aşkını mektuplarda arayan şair; Edip Cansever

Fotoğraf: ARA GÜLER

HAYAT ŞİİRDE DAHİL!

Edebiyat tarihçilerinin önemli malzemelerinden biri de yazarlardan kalan mektuplardır. Sevdiğiniz bir yazarın kaleminden çıkan her şeyi okumak istiyorsunuz. Özellikle okuyacağınız metin, kalbinizde taşıdığınız yazarın özel hayatına açılan kapı anlamına geliyorsa bu metinler daha da değer kazanır.

Günlükler, mektuplar, samimi anılar böyle metinlerdir. Hele mektuplar… Bunu İkinci Yeni’nin önemli isimlerinden Edip Cansever yazmış. Konuyu bir adım daha ileri götürebiliriz. Çünkü çağdaşı Cemal Süreya’nın dediği gibi Cansever’in “hayatı da – şiirde yer alır.”

Cansever’in şiirlerini hayatından okumak, aşkını anlatış tarzından imgeler dünyasının ipuçlarını yakalamak, günlük hayatından kesitlerden göndermelerin kokusunu almak elbette mümkün.

Fotoğraf: ŞAHİN KAYGÜN

GÜZEL BİR ARKADAŞLIK MEKTUBU

Yapı Kredi Yayınları’nın geçtiğimiz günlerde çıkardığı İki Sıra İki Sıra, iyi bir okuyucu için bulunmaz bir fırsat.

İki Sıra İki Sırada usta şairlerimizden Edip Cansever’in modern seramik alanında dünyaca ünlü sanatçılardan Alev Ebüzziya’ya yazdığı 123 mektup kitapta bir araya geliyor.

Altmış yıl (1962) ve on beş yıla yakın (1976) bu yazışmaların yayımlanmamış ve neredeyse bilinmeyen yansımalarını günümüz okurlarıyla buluşturuyor.

Kitabı titizlikle yayına hazırlayan Habil Sağlam, içeriğine bakarak Edip Cansever ile Alev Ebüzziya arasındaki bu yazışmaları Cansever lehine “aşklı bir dostluk” olarak tanımlıyor.

Gerçekten de bu iki sanatçı arasında fırtınası, dinginliği ve şefkatiyle ender rastlanan bir ilişki türü gelişmiştir.

CANSEVER TARAFINDAN YOK EDİLEN MEKTUPLAR!

Peki, yolları nasıl kesişti ve ilişkileri yıllarca süren bir “arkadaş mektubuna” dönüştü? Bu noktada Habil Sağlam’ı dinlemekte fayda var.

Sağlam, kitaba yazdığı önsözde bundan ve daha birçok derin sonuca değiniyor:

“Cansever ve Ebüzziya 1960’ların başında İstanbul’da bir arkadaş ortamında tanışmışlar.

Öncelikle Vâlâ Ebüzziya’nın Şişli Palazoğlu Sokak’taki evine gönderilen mektuplar, Alev Ebüzziya’nın bir porselen fabrikasında tasarımcı olarak çalışmak üzere Ekim 1962’de Danimarka’ya yerleşmesi ile İstanbul-Kopenhag güzergahında gidip gelmeye başladı.

Yüz yüze görüşmeler ancak Alev’in tatil için İstanbul’a döndüğü yaz aylarında mümkündür. Edip Cansever birkaç kez Danimarka’ya gitmeyi planlasa da bu arzusunu bir türlü gerçekleştiremez.

Alev Ebüzziya ise 1963 yılında David Siesbye ile tanışmıştır. 1966 yılında birlikte yaşamaya başlayan çiftin ilişkisi 1967 yılında evliliğe dönüşmüştür.

Bu gelişmelere paralel olarak Cansever ile Ebüzziya arasındaki platonik aşkın giderek yakın bir dostluğa dönüştüğü görülür.

Alev Ebüzziya, hayatındaki önemli değişiklikler nedeniyle Edip Cansever ile olan yazışmalarını bitirir. İkili, mektuplar kesildikten sonra bir daha görüşmezler.”

Edip Cansever ise 28 Kasım 1975 tarihli mektubundan öğrendiğimiz gibi, Alev Ebüzziya’nın kendisine gönderdiği mektupları yırtıp imha etti. Dolayısıyla bugün mektuplarla yıllarca süren bir diyaloğun tek sesi var.

Fotoğraf: CENGİZ MERCURY

MEKTUP İLE ŞİİRLER

Cansever ve Ebüzziya arasındaki bu hikaye bugüne kadar neredeyse hiç konuşulmadı bile. Ancak bugün edebiyat tarihimizin dev isimlerinden Edip Cansever’in bu mektupların yayımlanmasıyla hayatının önemli bir dönemini kaplayan yürek ve ruh mücadelesi gün yüzüne çıkıyor.

İki Satır, İki Satır sadece bununla sınırlı bir kitap değil. Cansever’in şiir dünyasına da omuz vermeyi başarıyor.

Habil Sağlam’ın önsözde bahsettiği ve kitabın sonuna “Harfli Şiirler” başlığıyla satır satır yerleştirdiği bölüm, bu noktada okuyucuya ve araştırmacılara yeterli yardımcı olacaktır.

Kitabın bu bölümünde Sağlam, Cansever’in Ebüzziya’ya gönderdiği mektuplardaki satırlarını takip ediyor. Mektuplardaki ve kitaplardaki çizgilerin şekillerini yan yana getirerek adeta bir edebiyat dedektifi olarak çalışıyor.

Çizim: SALİH MERCANOĞLU

‘Omuzlarımı alıp can sıkıntısına gideceğim’

Örneğin Cansever mektubunda “Ben omuzlarıma alıp gideceğim/ Bir asker kışlaya gider” diyor. Bunu ‘Çember II’ adlı şiirine alırken, “Omuzlarımı alıp belaya giderim/ Bir asker kışlaya gider” şeklinde dile getirir.

Başka bir örnek vermek gerekirse, “Kadınlar, kadınlar için çok şey yaptım/ Beni yokmuşum gibi sevdiler.” Şair mektupta diyor ki,

Bu mısralar ‘Robespierre’ şiirine “Kadınlar, kadınlar için çok şey yaptım/ Beni yokmuşum gibi sevdiler” şeklinde atıfta bulunur.

Harfler bunun gibi daha birçok önemli değişikliğin ortaya çıkmasını sağlar. Bu anlamda önemli Cansever şiirlerinin çıkış noktalarının ne olduğunu görüyoruz.

KİTAPLARDA OLMAYAN CANSEVER’İN ŞİİRLERİ

Ayrıca kitaplarında yer almayan şiir ve dizeler de Habil Sağlam tarafından tek tek tespit edilmiştir. Bu şiir ve mısraların kitaplarda neden yer almadığı sorusunun cevabı şairle birlikte kaybolmuş olsa da edebiyatımıza birkaç Edip Cansever şiir ve mısra daha kazandırdığı muhakkaktır.

Yine mektuplarda Cansever’in Alev Ebüzziya için başka şairlerden alıntı yaptığı dizeler var. Bir şairin aşkı anlatırken başka şairlere seslendiğini görmek güzel.

Şairin mektuplardaki etkileri ve harflerle kurulan bu ilişki, edebî yaratılışta kesinlikle derin bir incelemeyi gerektirmektedir. Bu yeni bilgiler ışığında kitap birçok yeni araştırmaya kaynak teşkil etmektedir.

UZAKTAN BİR AŞK DAHA!

Peki İki Satır İki Satır’ı sadece meraklı okuyucu ve araştırmacıların emeğine mi bırakalım? Mümkün değil. Çünkü elimizdeki mektuplar uzaktan yaşanmış bir “başka aşk”a tanık oluyor/yapıyor.

Bu başka bir aşk dünyası, nasıl yaşandığını hemen yukarıda anlatmaya çalıştık, bir roman parçası olarak da okunabilir. Edip Cansever’in yazdığı değil mi, neden kitabın sayfalarında dolaşırken yarım kalmış bir şiirin parçalarını bulmuş gibi davranmıyorsunuz?

Üstelik kitabı okuyanlar bu mektupların bizzat şiirin içinden çıktığını göreceklerdir. Aksi takdirde, “İki gündür kar yağıyor. Seni düşünmek gibi.” Cümlelerinizi okuyabilir miyiz? Veya “Ağzınızı ağzımla anlarsam. Gözlerinizi sonraya bırakırsam.” Cansever diyebilir mi?

İNSAN, ŞEHİR, DOĞA, BENLİK ÜZERİNE VAROLUŞ GÖRÜŞLERİ!

Aynı şekilde şairin insana, şehre, doğaya, kendisine ve varoluşsal krizlere bakışının gündelik hayata yansımalarını görmekteyiz.

Dönemin bir aydını olarak Cansever’in Türkiye’deki siyasi çalkantı karşısındaki tavrının bu mektuplara da yansıdığını söyleyebiliriz.

Kısacası İki Sıra İki Sıra büyük bir şairi hayatından şiirine açılan pencerelerden seyretmek olarak tanımlayabiliriz.

İki Satır İki Satır – Alev Ebüzziya’ya Mektuplar (1962-1976 / Edip Cansever / Hazırlayan: Habil Sağlam / Yapı Kredi Yayınları / 304 s.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu